Kısa cevap: zorunlu trafik sigortası kendi aracınızın çekilmesini karşılamaz, kasko poliçeleri ise genelde sınırlı bir yol yardım teminatı içerir. Bu teminat sınırsız değildir; yılda kaç kez kullanılabileceği, kaç kilometreye kadar geçerli olduğu ve aracın nereye götürüleceği poliçede yazar. Aşağıdaki başlıklar, kendi poliçenizde tam olarak neye bakmanız gerektiğini gösteriyor.
Trafik sigortası ile kasko arasındaki fark nedir?
Zorunlu trafik sigortası, kusurlu olduğunuz bir kazada karşı tarafın zararını karşılamak üzere tasarlanmıştır. Kendi aracınıza gelen zararı ve kendi aracınızın taşınmasını kapsamaz. Dolayısıyla arıza yapıp yolda kaldığınızda trafik sigortanızın devreye girmesini beklemek yanlış bir varsayımdır. Kasko ise isteğe bağlıdır ve kendi aracınızı güvence altına alır; çoğu kasko paketinde yol yardım hizmeti ek bir teminat olarak yer alır. Fakat kaskonuz olması otomatik olarak sınırsız çekici hakkınız olduğu anlamına gelmez. Yol yardım, kaskonun ana teminatından ayrı çalışan ve genelde bir asistans şirketi tarafından yürütülen bir hizmettir; kuralları da o hizmet sözleşmesinde tanımlıdır.
Yol yardım hakkı yılda kaç kez kullanılabilir?
Poliçelerin büyük bölümünde yıllık kullanım sayısı sınırlıdır ve bu sayı çoğunlukla iki ile dört arasında değişir. Sınır dolduğunda hizmet tamamen kesilmez ama ücretlendirmeye geçilir. Kullanım sayısının yanında bir de mesafe sınırı bulunur; teminat genelde belirli bir kilometreye kadar ücretsizdir, aşan kısım sizden tahsil edilir. Üçüncü bir sınır ise varış noktasıdır: poliçelerin çoğu aracın en yakın yetkili servise ya da anlaşmalı servise götürülmesini kapsar. Aracınızı kendi tercih ettiğiniz uzak bir servise götürmek istiyorsanız aradaki fark size kalır. Bu üç sınırın hepsi poliçenin yol yardım ekinde yazılıdır; poliçeyi almadan önce sormaya değer sorular da bunlardır.
Kaza mı arıza mı: teminat neden değişiyor?
Asistans hizmetleri kaza ve arıza durumlarını farklı ele alabilir. Kaza sonrası çekim, aracın hasarlı olması nedeniyle çoğu poliçede daha geniş kapsamlıdır ve bazen kilometre limiti uygulanmaz. Mekanik arıza kaynaklı çekim ise standart limitlere tabidir. Ayrıca bazı poliçeler, aracın kendi kusurundan kaynaklanmayan durumları (yakıt bitmesi, anahtarın araç içinde kalması, lastik patlaması) ayrı başlıklar altında tanımlar ve bunların bir kısmını kapsam dışında bırakır. Kaza sonrası süreçte sigortayla nasıl ilerleyeceğinizi kaza sonrası araç çekimi ve sigorta süreci yazısında ayrıntılı anlattık.
Hangi durumlar genelde kapsam dışıdır?
Poliçeden poliçeye değişmekle birlikte sık karşılaşılan kapsam dışı başlıklar şunlardır:
- Yakıt bitmesi ve yanlış yakıt alınması.
- Anahtarın araç içinde kalması veya kaybedilmesi.
- Alkollü veya belgesiz araç kullanımı sırasında oluşan olaylar.
- Aracın ticari amaçla kullanılması, poliçe ticari kullanıma göre düzenlenmemişse.
- Yol olmayan arazide, plaj veya şantiye gibi alanlarda kalma.
- Poliçe başlangıcından önce var olan arızalar.
- Muayenesi geçmiş veya trafiğe çıkması yasak araçlar.
Bu maddelerin bir kısmı sizi şaşırtabilir, çünkü sürücülerin en çok yaşadığı sorunlardan bazıları tam olarak bu listede yer alır. Poliçeyi yenilerken bu başlıkların hangilerinin kapsandığını sormak, gerçek bir kriz anında sürpriz yaşamamanızı sağlar.
Kendi çekicinizi çağırırsanız masrafı geri alabilir misiniz?
Bu, en çok yanlış bilinen konudur. Genel kural şudur: asistans hattını aramadan ve onay almadan kendi bulduğunuz çekiciyi çağırırsanız, ödediğiniz tutarın iadesi çoğu poliçede garanti değildir. Bazı şirketler, kendi ekiplerinin makul sürede ulaşamayacağı durumlarda önceden onay vermek kaydıyla masrafı karşılar. Bu nedenle acil bir durumda bile önce hattı arayıp kayıt açtırmak, dosya numarasını almak ve kendi çekicinizi çağıracaksanız bunu telefonda bildirmek işinize yarar. Fatura ve dekontu saklamak da şarttır. Yine de pratikte pek çok sürücü, özellikle gece saatlerinde ve trafiğin yoğun olduğu noktalarda, beklemektense doğrudan bölgedeki bir çekiciyi arayıp masrafı üstlenmeyi tercih eder.
Yol yardım hattı neden bazen geç kalır?
Asistans şirketleri kendi araç filolarını her noktada bulundurmaz; bölgedeki anlaşmalı firmalara iş yönlendirirler. Bu yönlendirme zinciri, özellikle yoğun saatlerde ve kötü hava koşullarında uzayabilir. Çağrı merkezi kaydı açar, uygun firmayı arar, firma müsaitlik durumuna göre kabul eder; siz bu sürecin sonucunu beklersiniz. Kendi bölgenizde hizmet veren bir firmayı doğrudan aradığınızda bu zincir ortadan kalkar ve süre kısalır. İstanbul gibi trafiğin öngörülemez olduğu bir şehirde bu fark, otuz dakika ile bir buçuk saat arasında bir farka dönüşebilir.
Poliçenizde tam olarak neye bakmalısınız?
Poliçenizi açtığınızda yol yardım veya asistans başlıklı eke gidin ve şu beş satırı bulun: yıllık kullanım adedi, çekim için geçerli azami kilometre, aracın götürülebileceği yer tanımı (en yakın servis mi, serbest tercih mi), kaza ve arıza ayrımının yapılıp yapılmadığı, kapsam dışı haller listesi. Bu beş satırı bir kez okumak, yolda kaldığınız gün on beş dakikalık bir telefon tartışmasını önler. Poliçe metnini bulamıyorsanız acentenizden yol yardım teminat tablosunu istemek en hızlı yoldur.
Sigorta devreye girmediğinde ne yapmalısınız?
Hakkınız dolmuşsa, olay kapsam dışıysa veya bekleme süresi makul değilse doğrudan bir çekici çağırmak kalan tek yoldur. Bu noktada telefonda net fiyat almak ve fiyatın neye göre değiştiğini anlamak önemlidir; ücretin nasıl oluştuğunu araç çekici ücreti nasıl hesaplanır yazısında kalem kalem açıkladık. Çekici çağırırken hangi teyitleri almanız gerektiğini ise çekici çağırırken nelere dikkat etmeli yazısında topladık.
Sigortanız devreye girmiyorsa ya da beklemek istemiyorsanız, konumunuzu paylaşmanız yeterli: 0536 956 32 01 numarasından bize ulaşın, İstanbul'un 39 ilçesinde 7/24 yanınızdayız.
